info@bilcek.com

0 212 418 1 000

0552 248 88 18

İletişim

Tüm Hizmetlerimiz Hakkında Detaylı Bilgi Alın

Prostat Kanserini Tanıyalım

Prostat Kanserini Tanıyalım

Prostat bezi erkek üreme sistemine ait aksesuar bezler içerisinde en büyük olanıdır.

İdrar kesesi çıkışında bulunur ve idrar yolunun etrafını sarar. Alkalin yapıda sıvı salgılayıp semen yapısına katılmasını sağlar.

Prostat kanseri, erkeklerde deri kaynaklı kanserler dışında en sık görülen kanser türüdür. Her altı erkeğin birinde görülür ve çoğu ülkede kansere bağlı ölümün en sık ikinci sebebidir. Bu kadar sık olmasına rağmen ölüm oranlarında ikinci sırada olması yüksek sağ kalım ile ilişkilidir. Bir erkeğin hayatı boyunca prostat kanseri olma riski olup ölüm riski sadece %2’dir.

Otopsi çalışmalarında 70 yaş üzeri erkeklerin %70’inde gizli prostat kanseri saptanmıştır. Sağ kalımın son yıllarda artmasında özellikle artmış tanı oranları, taramalar ve yeni tedavi seçeneklerinin önemli katkısı olduğu bilinmektedir.

Prostat kanseri için bilinen risk faktörleri nelerdir?

Prostat kanseri için risk faktörleri; ileri yaş, etnik köken ve kalıtsal yatkınlıktır. Birinci derece akrabasında prostat kanseri bulunan olgularda bu kanserin görülme riskinin iki katına çıktığı bilinmektedir. Prostat kanseri riskinin etnik kökenden daha çok çevresel etmenlere bağlı olduğu düşünülmektedir. Bu faktörler; gıdalar, farklı cinsel alışkanlıklar, alkol, UV ışınlara maruziyet ve kronik inflamatuar hastalıklar sayılabilir.

Bunun yanında diyetin düzenlenmesi ile kanser riskinin düştüğünü gösteren herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Ancak metabolik sendromun zayıf da olsa prostat kanseri ile bir ilişkisi olduğu bilinmektedir.

Prostat kanserinin sık görülmesi sebebiyle tarama programları yoluyla tanı konması amaçlanmaktadır. Tarama ile tanı oranlarının arttığı görülse de beklenen yaşam süresine katkısı gösterilememiştir. Bu nedenle taramalara bağlı sağlık harcamalarının gereksiz artmasını ve olgulara gereksiz tedavi uygulanmasını engellemek de önem taşımaktadır.

Prostat kanseri tanısında kullanılan yöntemler nelerdir?

Dijital rektal muayene Tarama sırasında ilk kullanılan yöntemdir. Düşük maliyet ve uygulama kolaylığı gibi avantajlar barındırsa da yalnızca ’lik kanser yakalama yüzdesi olduğu bilinmektedir.

PSA

Tarama esnasında dijital rektal muayeneden sonra önemli parametlerden biri de kan PSA değeridir. Rutin PSA taraması 50 yaş üstü tüm erkeklere önerilmektedir. PSA değeri arttıkça kanser riski artmaktadır. Ancak çok sık görülen iyi huylu prostat büyümesi ve prostat bezinin enfeksiyonu gibi durumlarda da PSA değerinde artışlar görülebilmektedir.

Bu nedenle PSA değeri taramada kullanılır ve yüksekliği kanserden şüphelendirir ancak kesin kanser olduğu anlamına gelmez.

Ultrason

Kanser odağı tespit etmede ultrason kullanılabilir ancak kanserlerin yaklaşık %40’ı ultrason ile ayırt edilememektedir. Daha çok yardımcı bir yöntem olarak kullanılmaktadır. En önemli görevi ise biyopsi işlemine rehberlik etmesidir.

Multiparametrik Prostat MR

Son dönemde multiparametrik prostat MR incelemeleri ile prostat kanserlerinin tanısında oldukça başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Öyle ki biyopsi ile tanı elde edilemeyen bazı olgularda MR ile lezyonun gösterilebildiği bilinmektedir.

Ayrıca MR değerlendirmesinin kimlere biyopsi yapılıp yapılmayacağının belirlenmesinde rol oynaması ve şüpheli lezyon tespit edildiğinde de özellikle bu alandan biyopsi alınmasına olanak sağlaması MR’ın avantajları arasında sayılmaktadır.

Özellikle yüksek riskli prostat kanseri tanısında MR’ın kullanımıyla birlikte bir artış söz konusudur.

İğne Biyopsisi ve Füzyon Biyopsi Tekniği

Prostat kanserinde tanıda iğne biyopsisi hala en fazla kullanılan yöntemdir. Standart biyopsi yöntemi olarak ultrason eşliğinde biyopsi kullanılmaktadır. Prostat bezinin 10,12 ya da 14 farklı bölgesinden biyopsi yapılabilmektedir. Bu biyopsiler standart olarak her hastada aynı bölgelerden alınmakta ve bu nedenle şüpheli bir odağa yönelik biyopsi alınamamaktadır.

Günümüzde MR görüntüleme eşliğinde şüpheli odağa yönelik biyopsi yöntemlerinin kullanımı giderek artmaktadır. Bu yöntemle, hasta konforunun arttırılması ve komplikasyon riskinin azaltılması amaçlanmaktadır. Ayrıca hedefe yönelik biyopsi işlemi yapıldığı için tanı oranlarında artış sağlanmaktadır. MR eşliğinde biyopsi işlemi temel olarak MR-US füzyon biyopsisi (MR ve ultrason görüntülerinin birarada değerlendirilip bu görüntüler eşliğinde biyopsi yapılması) şeklinde yapılmaktadır.